Ahlak

İnsanoğlu iyi ahlakı aradı başından beri. Nedir bu ahlak? Her kafadan bir ses çıkar. Gerçek, doğrudur dersek eğer gerçeğe ihanet eden ahlaksızdır diyebilir miyiz peki? Ya da insan emeğidir dersek Marx gibi, emeğe ihanet ahlaksızlıktır diyebilir miyiz?

Gerçekten öte emek bir lükstür. Emekten önce gerçek konuşulmalıdır.

Peki ya aşık? Gerçekten seviyorsa, uğruna emek verdiyse ve karşılık almadıysa? Aslında karşılığı olmayan bir şeyi beklemek ahlaksızlık mıdır gerçekten? Diğerinin utancına atılan bir kurşun ne kadar adilanedir? Vermediği için karşı tarafı mı suçlamalı mı ki insan? Ya da bunu hak etmediği için kendini mi?

Doğruların öznelliği, ahlakın çeşitliğinin bir gerekçesidir bizim için. Haklının susarken beklediği adalet, bir iyi niyet gösterisi değil de nedir peki? Peki ya karşılık bulmayan iyi niyetin beklentisi dünya için umut olacakken talihsizlik değil de nedir?

Şahsi kanaatim Dostoyevski gibi gerçeği her şeyin üzerinde tutar. Gerçek olan her şeyin ortaya çıkarılmasını bir ahlaki misyon olarak algılar. Gerçeğin saklanmasını ise birer sahtekarlık olarak görür. Emek, vicdan sahibinin hibesi olabilir fakat gerçek gün yüzüne çıkarılması gerekendir. Bu yaşamın işleyişine ihanettir. Gerçeği kendimizin çıkarlarının üstünde tutabilme cesareti kötü ahlakın en temiz göstergesidir.

Gerçeğin; hak edilmişliklerin, egolar altında ezilişini bir haksızlık olarak kabul ederim ben hayatın işleyişi altında. Saflığın, plansızlığın yaşamın en büyük dinamiği olması için her şeyimi verebilirim. Set vurulan her harekete, planı ne olursa olsun ahlaksızlık olarak bakarım. Gerçeği ortaya koymamak adına susulan her saniyeyi kirlenişin bir parçası sayarım. Özensizliği, gerçeğe bir haksızlık olarak kabul eder anca o gerçeğin bunu hak edenlerin elinde değer kazanacağına inanırım. Hak etseler dahi,
bir çok şeyi kendi yararına yontanların elde etmemesini gerçeğin cezası olarak görürüm.

İnsanların gerçeği dahi dile getiremeyecek kadar korkak oluşlarını her zaman korunmacı içgüdülerine bağlarım. Peki o gerçek size zarar vermeyi dahi aklının ucundan geçirmiyorsa? Kuruntular altında kaybettikleriniz, başka beklentilerin açacağı olan yeni savaşlardan öte bir şey değildir.Kazanır veya kaybedersiniz. Tek önemli şey zamandır. Güzel olan her şeyi, mükemmel bir anda ve biçimde beklemenizdir. Kimi zaman şanslısınızdır. Kimi zaman da o size bir zaman görünür, bir daha ömür boyu uğramaz.

İnsanın insana ettiği zulüm ya,
Bunu gizlemeye çalışmak,
Coğul yada tekil şekilde,
İşleyişi değil mi hayatın?

0 yorum:

Yorum Gönder

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Multimedia Updates

Teşekkürler

Bizi takip edin.