Kafka ve Aşkları
Kafka'nın aşklarından söz edecek bir araştırma-yazı yayınlayacaktım fakat öyle çok tanıtımlı işlere gelemedim. Öğrenmek gerekirse Kafka dünyanın en cesaretsiz insanlarından biridir diyebiliriz. En korkak demiyorum ama en cesaretsizlerinden biridir. İki üç kilometre yanlarına kadar gelen Milena için iş yerinden izin bile almak için çekinen ve o yüzden Milena ile görüşemeyen odur. Aynı zamanda Milena'ya yazdığı mektupları bu gün edebiyat dünyasının en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediyoruz. Evet Kafka baskın bir baba tarafından büyütülmüş kimliksiz özyönetimli bir bireydi. Ama böyle insanlar çok fazla sessiz kalırlar ve Prag gibi bir şehrin mimarisinde o sessizliği doya doya yaşayabilirler. Sabahattin Ali'nin dediği gibi dünyadan çok kafasının içinde yaşayanlar vardır Bayım. Bende öyle biriyim; Kafka da öyleydi, aynı zamanda Sabahattin Ali gibi. Gerçekler şiirselleşirse insana, kafasının içinde Shostakovich Second Waltz çalmaya başlarsa insan fevkalade dünyadan çok kafasının içinde yaşayabilir. Bundan otuz yıl sonra sanırım bu işi yapanların kafasının içinde Muse'un sakin müziklerinden biri çalacak.
Kafka'ya dönecek olursak, o centilmen, ince ruhlu aynı zamanda bir adam olarak duygularını yoğun yaşadı. Romantik bir biçimde değil gerçekliğiyle, bir bıçak gibi sert bir biçimde yaşadı. Kafka'nın aşklarında hep bir korkaklık sezersiniz. Bir kaç kez nişanlanıp ayrılmıştır. Kafka'ya baktığınızda bir kaçış görürsünüz. Tabi ki kadınlardan değil, kazanmaktan ya da kaybetmekten kaçışı görürsünüz. Çünkü herkesin yarıştığı bir dünyada herkes kazanan olmak için can atıyorken savaşmazsanız siz kazanmışsınızdır.
Pazar, Ocak 10, 2016
|
Etiketler:
Centilmen,
Franz Kafka,
Kafka aşk,
Kafka ve aşkları,
Kafka ve Milena,
Milena,
Sabahattin Ali
|
0 yorum:
Yorum Gönder