Karaköy Vapuru ve Martılar
Taksim'de tek başıma bir şeyler içmiştim. Sonra kendimi o yokuştan aşağı salıp yerime gittim. Galata Köprüsünün altı. Son biramı içip, gün doğumunu beklerken bir tinerci çocuk yanıma geldi ve sordu:
- Niye buradasın ağabey?
- Bir şeyler olsun istiyorum.
- İstediğin şey ne?
- Ne önemi var...
- Belki istediğin şeyleri yapabilirsin.
- Yapamam.
- Nereden biliyorsun?
- Önümde bir çok engel var.
- Uğruna savaşırsan her şeyi, herkesi yenebilirsin.
- Peki ya kendimi?
- Kendini neden yeneceksin ağabey?
Sigaramdan bir nefes çektim. Sonra ona doğru döndüm. Belki bir yirmi saniye kadar gözlerinin içine baktım ve dedim ki:
- Engellerden bahsediyoruz sanmıştım.
- İyi sabahlar ağabey.
Martılar uçuyor ve Karaköy vapuru günün ilk seferini çekiyordu.
Gün doğdu. Yukarı çıktım. Balık tutan amcalar plastik bardakta güzel bir çay verdi bana.
Gün doğdu. Yukarı çıktım. Balık tutan amcalar plastik bardakta güzel bir çay verdi bana.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Blogger tarafından desteklenmektedir.
Multimedia Updates
Teşekkürler
Bizi takip edin.
0 yorum:
Yorum Gönder