Tom ve Jerry
Galata'dan aşağı yürüyorlardı. Gece saat 03:30 ve on beş dakika önce tanışmışlardı ve tam 10 dakika önce Merve tanımadığı bu erkekle cinsel bir deneyim yaşamıştı. Biraz çılgın olanlarından, hayal bile edilemeyecek, nefes kesen bir deneyimden bahsediyorum. Üstüne birer bira patlatıp, birer sigarayla eşlemişlerdi. Kulaklarında Judas Priest'ten A Touch of Evil, beyinlerinde ise kocaman bir boşluk ayrılmışlardı bardan. Belgeseller hep bize hayvanların yiyecek ihtiyacını karşılamak için yaptıkları o koşuşturmacayı gösterdiği için sonrasında neler yaptıkları ile ilgili pek bir fikir sahibi değiliz sanırım. Bir arslan karnını doyurduğunda ne yapardı acaba? Sanırım bir ağacın dibine yatar keyif uykusu çekerdi. Onlarda öyle yaptılar. Galata köprüsüne inip güneşin doğmasını beklerken bira içme niyeti içerisinde o loş ve dar sokaklarda hızlı adımlarla yürüyorlardı. "Baksana sen bana." diye seslendi yeni erkeğine Merve. "Senin adın neydi?" "Tom." "Benim ki de Jerry olsun ozaman." "Tom ve Jerry birbirlerini sevebilirler mi?" "Hayal dünyamızda onlardan çok birbirini seven kaç karakter var ki?" "Elbette haklısın Jerry." "Bak sana ne diyeceğim? Bir kaldırım taşını mı, yoksa tahta bir iskemleyi mi tercih edersin?" "Kaldırım taşları her zaman daha samimi gelmiştir bana." "İnsan oturmak için neden bir eşya yapar ki?" "İçmek için bira yapıyorlarsa sandalye de iskemle de hatta ve hatta koltuk dahi yapabilirler." "Kendini korumak ve birazcık işe konfor katmak için değer mi onca zahmete?" "Bence ilk iskemleyi sevmek için yaptı insanlık Tom. Sonra onun üzerine oturabileceğini ve sevdiği şeyin onu koruyabileceğini düşündü." "Bu bulabileceğimiz son tekel Jerry sohbetimize şimdilik bir ara verelim." İçeri girdiğinde Jerry Tom'u ilk kez bu kadar ışıklı bir yerde görüyordu. Saçları dağınık, dalgalı, üzerinde bir siyah deri ceket ve içerisinde şık bir gömlek vardı. Ayaklarında siyah pis bir converse vardı. İnanılmaz estetiği vardı converse'in. Bu Tom kim bilir nerelere çekmişti onu peşinden. Yorgun ama bıkmak nedir bilmeyen güleç bir hali vardı. Biraları aldılar ve güvenliği atlatarak Galata köprüsünün alt balkonuna taş zemin üzerine oturdular. Ilık hafif bir rüzgar Jerry'nin saçlarını titretirken Tom cebindeki sigarayı çıkartıp yaktı ve Jerry'ye uzattı. Jerry sigarayı yakarken, Tom yeni bir tane daha çıkartıp yaktı ve derin bir nefes çekip yavaşça atmosfere bıraktı. "Güvende hissetmek için mi sever insan yoksa sevince insan kendini güvende mi hisseder Jerry?" "Bence ikisi de aynı anda mümkün olabilir Tom." "Yemek yemek ile seks arasındaki fark nedir?" "Yemek yemek daha düzenli bir alışkanlık. Seks daha düzensizdir." "İnsanlar sadece bedenleriyle sevişmezler değil mi Jerry?" "Ben de öyle düşünüyorum." "İyi ki doğru kişiden ateş istemişsin." "Dar ve karanlık sokaklarda yürürken sevişmekten keyif aldım ben de bay Tom." "Ve Galata köprüsünün altında devam ediyoruz. Binlerce sorulacak soru varken ikimizde birbirimize cevaplarını bildiğimiz sorular sorup ilginç veya sıradan cevaplar duyup ya ikna oluyoruz ya da yalancı bir gülümseme fırlatıyoruz. Bana duyduğun saygıdan dolayı sana teşekkür borçluyum." "Sadece saygıdan dolayı mı? Hahahaha Tom bence daha fazlasını hak ediyorum." Tom ile Jerry samimiyetten, etikten, estetikten, salça konservelerinden, diş fırçasının ömründen ve Nuri Bilge Ceylan filmlerinden konuştular. El ele, e biraz da öpüştüler. Hemen üstlerindeki güvenlik görevlisi bir hastane işi yüzünden gündüz yorulmuştu ve mışıl mışıl görev yerinde uyuyordu. Gün doğdu ve Tom ile Jerry balıkçılarla çay içmek için yukarıya çıktılar. Misinalar ve yemler hakkında dönen muhabbet hiç ilgilerini çekmezken gözlerini birbirlerine dikmiş, plastik bir bardaktan leş gibi kokan şekersiz çaylarını yudumladılar. Bir İ.E.T.T otobüsünde birbirlerine dayanmış uyurken evlerine döndüler. İnsanlar işe gidiyor ve bin bir telaş içinde üretmek için çaba sarf ediyorlardı. Tüketemeyeceklerine çalışıyorlardı. Yaşamak için çalışıyor, çalışırken yaşayamıyorlardı.
0 yorum:
Yorum Gönder