Güvercin Uçtu

Hayallerimle köprüleri attım bugün. Beni ben yapacak olan hayallerden vazgeçtim. Ölünmüyor işte hayallerle ölünmüyor aslında. Bir sarı, kuru sonbahar yaprağı kadar doğama uymak yerine bilinç kazanıp kaderimden vazgeçiyorum. Akılcı ve mantıklı olan bir yola, kuşkularımın beni kemirdiği, bilinmezliklerin ıstırap yüklediği şekerimsi pembe bir yoldan vazgeçerek giriyorum. Acı veriyor. İnsanın dudaklarında kasılmalar yaratırcasına ağlatıyor. Ben bir vals istemiyordum. Hep beni yanlış anladın. Çiftetelli de oynayamazdım. İkisini de yapacak yeteneğim yok. Ben bütün yeteneğimi seni sevmeye adadım. Bu kadar acımasız, umursamaz olmamalıydın. Hiç birini hak edecek bir şey yapmadım. Varlığın dahi yanımda zuhur etmemişken sana sarılıp yattığım yokluğun, bu kadar acıtmıyordu canımı. Aksine huzur veriyordu. Az önce ağlamaktan kıp kırımızı olmuş gözlerimin fotoğrafını çektim banyoda, aynada, gözlerimle. Konuştular benimle. "Bir daha sevme."dediler. "Bir daha sevme." Bir süre şiddetli acılar çekerim. Belki daha çok ağlarım. Ağladıkça güçlenir. Belki başka bir yaşam formu bulurum. Sen uçarsın güvercinim. Ben ise ayaklarına bağ değil. Varlığından bihaber olurum. Güvercinler uçmak için varsa, sonsuz gökyüzünü isteyip bir kuru kafese ait olamıyorsa yolları gözlenmez umutla.

Güvercin uçtu bugün.
Ben ağlıyorum.
Güvercin uçuyor.
Uç güvercin.
Ben ağlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Multimedia Updates

Teşekkürler

Bizi takip edin.