Hegel, Özgürlük, Aşk ve Siyaset
"Maddenin tözü yer çekimidir. Zihnin ise özgürlüktür."
Georg Wilhelm Friedrich Hegel
Maddenin tözü yer çekimi midir? Bilinmez. O gün ki şartlara göre her birey gibi Hegel de aslında biraz yanılmış olabilir. Bugünün bilim gerçekleriyle örtüşüp örtüşmemesi üzerine akademisyenler uzun bir tartışma yapabilirler. Anlaşırlar mı? Pek sanmıyorum.
Tabi ki bu tartışmaya bir taraf olmak yerine insanın doğanın yasaları üzerine yaptığı öznel yorumların kişisel haklılıklarından ibaret birer söylem olduğunu düşünmekten öteye gidemeyeceğimiz için girmiyorum.
Peki ya zihnin tözü özgürlük müdür? Aslında antik yunandan beri biz mutluluk, özgürlük, aşk ve benzeri kavramlar üzerine akıl yürütüyoruz.(Tabi ki öncesinde de yürütenler olmuştur. Yazılı bugünlere ulaşan kaynaklar ve temelleri için böyle kabul ettik.)
Hegel ve onun felsefesi düşünceyi de doğayı da bir hareket olarak tanımlar. Düşüncenin hareketi acaba özgürlük temelli mi bir yol izler? (Düşünmeyi hareket olarak algılamak üzerine bir yazı yazacağım yakın zamanda.)
Hegel ve onun felsefesi düşünceyi de doğayı da bir hareket olarak tanımlar. Düşüncenin hareketi acaba özgürlük temelli mi bir yol izler? (Düşünmeyi hareket olarak algılamak üzerine bir yazı yazacağım yakın zamanda.)
Hegel aklın varoluşunun bilincin varoluşuna sebep olmayacağından bahsediyor ki bu konu da tamamen haklı olduğunu düşünüyorum. Kavgalar, ani refleksler veya herhangi bir anda insanın tamamen bilinçli davranmasının çok zor olduğunu biliyoruz. Bunun üzerinde tartışmaya dahi gerek yok.
Peki aşk gözlerimizi kör eden, bilincimizi aklımızdan ayıran bir süreç ise sonrasında bu aşkın ateşi bir şekilde düşmeye başlar ve bilincimizi biraz daha toparlama şansına sahip olursak oluşan çatışmaların sadece ve sadece özgürlük temelli olduğunu inkar edebilir miyiz?
Ben bir konuda eminim. İnsanın yaşamı tamamen özgürleşme üzerine kurulu bir süreçtir. Bakın! Serbestlik demiyorum. Özgürlük! Ne peki nedir bu özgürlük? Sorumlulukları olan bir serbestlik halidir. Özgürlüğün tanımını bireyselleştirmek onu kirletmekten öte bir şey değildir. Toplumsal olarak algılanmalıdır. Diğer hallerde felaketlere yol açacaktır. Felaketlere yol açsın da diyebiliriz fakat "Özgürlük." tanımı üzerine kafa yormuş biri ve bunu kutsallaştırmış biri bunun bireyselciliğinin iğrençliğine çok rahat bir şekilde varabilir.
İki kişilik tutku temeline dayalı özgürlük aşk iken bunu kardeşlik zemininde yetmiş milyonluk bir meseleye getirdiğimizde siyaset oluyor. Aşk ve siyasette sorumlu ve ilkesel olmaya devam etmek üzere kendinize iyi bakın.
Peki aşk gözlerimizi kör eden, bilincimizi aklımızdan ayıran bir süreç ise sonrasında bu aşkın ateşi bir şekilde düşmeye başlar ve bilincimizi biraz daha toparlama şansına sahip olursak oluşan çatışmaların sadece ve sadece özgürlük temelli olduğunu inkar edebilir miyiz?
Ben bir konuda eminim. İnsanın yaşamı tamamen özgürleşme üzerine kurulu bir süreçtir. Bakın! Serbestlik demiyorum. Özgürlük! Ne peki nedir bu özgürlük? Sorumlulukları olan bir serbestlik halidir. Özgürlüğün tanımını bireyselleştirmek onu kirletmekten öte bir şey değildir. Toplumsal olarak algılanmalıdır. Diğer hallerde felaketlere yol açacaktır. Felaketlere yol açsın da diyebiliriz fakat "Özgürlük." tanımı üzerine kafa yormuş biri ve bunu kutsallaştırmış biri bunun bireyselciliğinin iğrençliğine çok rahat bir şekilde varabilir.
İki kişilik tutku temeline dayalı özgürlük aşk iken bunu kardeşlik zemininde yetmiş milyonluk bir meseleye getirdiğimizde siyaset oluyor. Aşk ve siyasette sorumlu ve ilkesel olmaya devam etmek üzere kendinize iyi bakın.
Pazar, Şubat 21, 2016
|
Etiketler:
Agnostizm,
Aşk,
Hegel,
Hegel Aforizmalar,
Hegel özlü özler,
Metafizik,
Özgürlük,
Siyaset
|
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Blogger tarafından desteklenmektedir.
Multimedia Updates
Teşekkürler
Bizi takip edin.
0 yorum:
Yorum Gönder