Değişim

     Eski dostum Mehmet ile görüşeceğiz. Üç katlı bir binanın ikinci katında bir oda da ayak ayak üstüne atmış beni bekliyor. Bir yandan birasını yudumlayıp bir yandan sigarasını çekerken iki çıta parçasının dörde böldüğü ahşap pencereden dışarıyı izliyor.
Ahşap merdivenleri çıkıyorum birer birer. Ahşap evlere bayılırım. Merdivenleri çıkarken "İşte ben geliyorum." sesleri gayet hoşuma gidiyor. Tak, tak, tak, tak. Gıcırtılı kapıyı açıp sahte bir gülümseme takıyorum suratıma ve kucaklaşıyoruz. Kırmızı, uzun bir atkı dolamışım boynuma ve bir elime onu açarken oturmaya çalışıyorum karşısına Mehmet'in.

- Hoş geldin. Ne uzun zamandır gelmedin? Nerelerdeydin? Neler yaptın?, diye soruşturuveriyor hemen.
- Sizin buralarda sanırım misafirlere biraz soluklanma fırsatı dahi verilmiyor Mehmet. Aslında ben seni çok fazla sözcüğe gerek duymadan anlaşabildiğim o güzel insanlardan biri olarak tanımıştım. Kredin gittikçe tükeniyor dostum, diye karşılık verirken tamamen yerleşmiş oluyorum karşısına.
- Ben en iyisi sana bir bira getireyim.
- İşte şimdi eski bilindik Mehmet'e dönüyoruz.
- Görünüşe göre de toplum hala kazanamamış, diye ekliyor. Eski bilindik bir şakanın verdiği karşılıklı gülüşme hali sonrasında ekliyorum. "Bak her yerimi dişlediler. Zor kaçtım ellerinden." gülüşmeler devam ediyor.
- Aydın halkın içinden çıkmaz mıydı? Enseye şaplak, göte parmak olması lazım aydının halk ile, diye tiye alıyor beni.
- Bilirsin dostum. Bir Sabahattin Ali şiirinde olduğu gibiyiz hala toplumla.
Etrafımın sözlerine asla aklım ermedi,
Etrafımda bana asla kulak vermedi.
Senelerden beri hâlâ anlaşamadık,
Bende kestim anlaşmaktan ümidi artık.

Aynı anda söylüyoruz mısraları. Bira önüme geliyor. Tabakamdan çıkarıp bir tütün sarıyorum ince kağıda ve ateşliyorum sigaramı.
- Şimdiden söyleyeyim beni hesaba çekeceksen sigaram biter bitmez ben kalkıyorum.
- Biranı bitirmeden mi?
- Sigaram bitmeden biramı bitiremeyeceğimi nerden çıkarıyorsun?
- Öznelerden konuşmayı sevmezsin biliyorum. Dünyada olup biten ne dostum? Ne düşünüyorsun?
- Var olduğunu, var olduğumu. Aramızda çok iyi bir bağ var bu konuda. Ne diyor Hayyam? "Ben düşündükçe var dünya. Ben var o da var. Ben yok o da yok."
- Kendini toplumdan dışlanmış hisseden ve bunu kendi kendine yapan bireyler olarak aslında hiç değişmeyecek kadar hasta olduğumuzu kabul etmemiz gerekiyor. Ne bütün ev işlerini yapan, bir başka dünyada cenneti bulacağını arzulayan bir eş bizi adam edebilirdi ne de dünyaya gelişi ile iyi mi kötü mü olduğu bilinmeyen bir çocuk bizi tedavi edebilirdi dostum.
- Dünyaya gelişi iyi ve kötü olan bir çocuk beni kandırabilirdi belki, diye gülümsüyorum. Karşılıklı gülüşüyoruz yalanıma.
Biraz daha tütün çıkarıp ikinci sigaramı yakıyorum.
- Ne yapıyorsun dostum? Daha yeni söndürdün sigaranı.
- Kötü birayla daha çok sigara içilir bilirsin.
- Sen gerçekten hiç değişmeyeceksin.
- Tarihin itici gücü değişimdir. Direnirsen değişirsin. Sadece ve sadece değişime açık olan değişmez.
- Seni anlamak her zaman ki gibi güç, bu asla değişmeyecek sanırım.
- Kendimi anlamakta bende güçlük çekiyorum.
- Peki dünya?
- Dedim ya kafamın içindekini anlamak da zorluk çekiyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Multimedia Updates

Teşekkürler

Bizi takip edin.