Tasma
Sistemin götünü sabahlara kadar siktiği modern kölelerden biri olarak, sabahları tekelden insanların abuk subuk bakışları altında aldığım beş tane kırmızı tuborg için şükür namazı kılmalıyım patronuma. Hem insanlar neden Slipknot'dan hoşlanmazlar? Anlamıyorum. Anlatamıyorum da... Aslında hayat anın içerisinde ne kadar olduğunuzla alakalı değil mi? Buradan boğaz köprüsüne kadar her gördüğünüz kadını sikebileceğiniz kadar enerji dolu bir hal, adınızı soranlara söylemeyi unutacağınız kadar bir bilinçsizlik hali ve anlamsız bir adrenalin beraberinde şişip inen göğüs kafesiniz. Kim sevmez ki böyle bir hayatı?
Normal bir gün, beş bira, sineklerle dolu çöp bir ev ve her ne sikten bir ev de olsa deri koltuklarıyla gözümde çok klas bir görüntüsü var hem LCD'miz de var bizim. Çok mutlu olmalıyız değil mi? Sonuçta bir LCD ve deri koltuk takımı için insanlar altı ay boyunca taksit ödemek durumunda kalmıyor mu? Ödemiş miydik biz altı ay acaba? Hem kredi kartımın limiti ne durumdaki benim? Kredi kartımda limit olmazsa ben bir hiçim. Sokağa nasıl çıkarım ki...
Beş tane Tuborg kırmızı içmiş bir gence sorduğunuzda LCD, deri koltuk ve kredi kartının sikilecek bir yanı olup olmadığını sorgulayacaktır size büyük bir ihtimalle.
Neyse çıkıp bizim komünistlerin mekanında bir çay içeyim dedim. Abartmıyorum mekanın içinde binlerce kitap var ve en güzel yanı hepsi eski. Bu kadar kitabın bu civarda okunduğunu anladıkça biraz daha ümitleniyorum orada. Aslında olayın hepsi bu. Hem çayları da sik gibi. Etrafımı götürmeye çalışıyorum oraya aslında belki kitapların var olduğu bir dünyanın farkına varırlar diye ama iki tur çay ve saçma gündelik muhabbetlerden sonra "En son seninle tavla ne zaman oynamıştık?" sorusuyla karşılaşıyorum sürekli. Evet gömülelim. Tavla oynayalım sen de sabaha kadar sikmek istediğim o boynunu o tahta parçasından sakın kaldırma. Komünistlerin mekandan çıktım. Bizim bakkala uğradım. Biraz bira alıp kuponlarımı takip edecektim. Bakkala girdim. İki bayanın dönüşümlü baktığı bir bakkaldır burası. Biri sabahları elinde zikirmatik ile bir şeyler okur durur beni de çok sever. Diğeri ise kırklı yaşlarda ama bir insanın aklını başından alacak kadar seksi bir kadın. Biri adamın eşi diğeri ise kardeşi. Adam mı? Onu da bir kaç kere Sami Ağabeyin yerinde görmüştüm. Geceleri gelir düzenli olarak üç bira içer. Kimseyle konuşmaz. Olay çıkartmaz dördüncü birayı hiç bir zaman almaz. Evinin yolunu tutardı. "Afiyet olsun." demeden de geçmezdi bizim masanın önünden. Bizim kırklık erotik vardı bakkalda. Son günlerde günde aldığım iki paket sigaraya takmış. Azaltmam konusunda son derece sıkıcı telkinler veriyordu. Biraları aldım önüne koydum. "Ne kadar yapıyor?" "On altı yirmi beş." "Hmm bir paket de Camel istiyorum." "Hangisinden?" "Normal kutu" "Peki canım sen nasıl istersen." Beni benden alıyordu. "Sen nasıl istersin?" demek istiyor insan fakat ben bunu hiç bir zaman dile getiremeyecek kadar nazik davranmıştım bu güne kadar bu kadına. "Sigara işini naptın?" "Azaltmaya çalışıyorum." "Azalt gencecik adamsın. Sana ileride sorun çıkartabilir." "Doğru diyorsun" "Yirmi iki yetmiş beş oldu şimdi." "Peki buyurun."
Eve geldim. Sahadan, Maçkolik falan o forumdaki piçlerin yorumları beni güldürüyor. Güldürmek demişken bu aralar en çok Cübbeli Ahmet Hoca'ya gülüyorum. Bence müthiş bir adam. En azından 1500 yıl önceki olayları tekrar tekrar anlatmak yerine günümüz ile harmanlıyor. Biraz erotizm, biraz da komedi ekliyor. Siz tam gevşerken birden namazı, orucu dayıyor. Laaaak diye kalıyorsunuz. Eve geldiğimde her zaman ki gibi saat on iki olmasına rağmen kimse kalkmamıştı. Ev arkadaşlarımdan Mami hayran olduğum bir özelliği vardır. Her yerde her şekilde uyuyabilir. Yazın en sıcak günlerinde deri koltuklar üzerinde şortu ile boxerını sırılsıklam terletecek durumlarda bile uyuyabilir. Söz de Euroleague uzmanıdır. Ama ne derse tersini oynarsanız uzun vadede köşeyi dönmeniz mümkün olabilir. Üst hastasıdır. Her iddaacının favori bahisi gibi. Hem insanlar neden üst bahsini çok sever hiç anlamam. Bir kaç kere onuncu dakika da üç gol olup yatan alt kuponlarım olmuştu. O aralar biraz anlamaya yaklaştığımı sanıyorum. Bir aralar benim bir hocam vardı. Keman dersi alıyorum ondan. Müthiş bir insandı. Her iki insanın bir araya geldiğinde yapması gerektiği gibi her zaman içerdik. Ama onunla özgürdüm. Yok şimdi ölmedi ama uzaklarda. Bu aralar tasmalarımı daha sıkı hissediyorum boynumda.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Blogger tarafından desteklenmektedir.
Multimedia Updates
Teşekkürler
Bizi takip edin.
0 yorum:
Yorum Gönder