Bir Put Kadar Kötüsün

Seninle yaşama fikrine ait her şeye hayal dedim ben dünyamda. Benden kilometrelerce uzakta, sadece varlığını bildiğim birine, sesine, içtenliğine inandım. Güvenmiyordum ya sana hani sana güvenmeden bir sürü hayal biriktirdim. Odamda, her köşesinde, dönüp dolaştığım sokakların köşelerinde senli benli hayaller kurdum. Denize karşı otururken hangi bankta seni öpeceğime bile karar vermiştim. Mutlu olacaktım. Uğruna yaşanır bir şeyler bulmuştum. Beklemek nasıl bir şey benden iyi bilirsin. Ben hayatına girdiğimden beri bekliyorsun. Elin, kolun bağlı bekliyorsun. Benim lanetimi sende taşıyorsun. Bana mutlu olmak haram ya sen de cezalandırılıyorsun. Camus'un yabancısı gibi yirmimde de yetmişimde de ölmek arasında bir fark göremiyordum. Yetmişe kadar beklemek seninle yaşanacaksa katlanılabilir olurdu. Faturalar ödemek, istediğin, isteyebileceğin her şeyi almak için çalışmak. Olursa göz kapakları bana benzeyen çocuğumuza bakabilmek için çalışmak, katlanılabilirdi. Gelseydin ne mükemmel olurdu. Hayat izin verseydi vapurda uçuşan saçlarını izlememe ne güzel olurdu. Tam bir simitin neresinden ısırdığın belli olmayan bir biçimde ağzında duruşunu çaprazından izleyebilseydim. Ellerini tutarak yükselebilseydim yürüdüğüm sokaklarda, rüzgarlı bir günde uçurtmalar gibi. Ne istersin diye dudaklarının arasına bakabilseydim. Saçlarını kulağının arkasına atabilseydim. Geceleri başında alnına öpücükler kondurarak seyir nöbetleri tutabilseydim. Ne ara yasaklandın ki acaba bana? Seni tanıyor muydum o zamanlar? Ya da neden bu mantıkçılar haklı çıktı ki hep? Ben Simyacı'daki çoban Mısır'a piramitlere yola çıkmıştım, hazinemi bulmaya. İçimdeki hazineyi çok geçmeden keşfedildim yine. Bir şiir gibi diyebiliyorum "Ben seni sevdim ya o bana yeter." Seni sevdikçe büyüyen bir hazinem oldu. Kimseyi, hiç bir şeyi bu derece sevgiye değer bulmazken girdin ya hayatıma, hiç bir şey beğenmeyen bu huysuza her şeyini beğendirdin. Gelebilseydin keşke güller dökemezdim yollarına ama güller açardı bahçelerimde. Hem belki sende mutlu olurdun. Neden izin verilmedi ki? Neden ben ne istersem olmuyor ki hem? Çok da şey istemedim ki. Dönüp bakıyorum kaybettiğim senelere senin kadar istemedim ben hiç bir şeyi. Bir tanecik şey istedim. Neden olmadı ki? Benim bildiğim insanlar çok şey isterse onlara lazım değil görünür istekleri. Ben haddimi bilerek tek seni istedim. Yanına çok şey koymadım. Belki olmazsın diye. Sadece seni istedim. Üç dilek hakkım olsaydı da seni isterdim. Sadece seni. Kalanı ben yapardım. Yapmaya çalışırdım. Neden gelemeyişin benim elimde değil ki? Benim elimde olsa, üzülmezdim ki. Ama elimde değil, üzülüyorum. Neden benim elimde olmayan şeyler beni üzmeye devam ediyor ki? Bu hayat benim değil mi? Ne yapabilirim her şeyini düzeltmek için? Sadece seni isterken senin dışında bir sürü ıvır zıvırımın olduğu bu dünyayı ne yapayım ki? İnsanın istediği şey olmazsa hiç bir şeyi de olmuyor. Bolluk içinde bir yokluk yaşıyor. Kıymeti olmayan milyonlarca şeyi haberim olmadan biriktiriyorum dünyama. Bu gece yangın merdiveninde oturup, uzaklardaki ışıklara baktım. Onlara birer anlam yüklemeye, onlardan bir işaret beklemeye koyuldum. Dualar okudum olmadı bulutlara baktım. Materyalistler gibi ölüp hiç olmayı düşledim. Onlar için yaşarken hiç olmanın kıymeti bu kadar büyükken, ben hiç bir şey olmadığım bir hiçliği düşledim. Sonsuz karanlığı düşledim. Hissetmemeyi, sevmemeyi, beklememeyi, ümit etmemeyi, hayal kurmamayı, hiç bir şey olmayı bekledim. Hayata bağırasım geldi. Duyar mıydı beni? Duysa da umursar mıydı ki? HAYAT NE İSTEDİM SENDEN? NE BEKLEDİM SENDEN? SENELERDİR İLK KEZ SANA YALVARIYORKEN TERS ÇEVİRDİN İSTEĞİMİ. YAŞAMAK İSTEMİYORUM SENİ. KÖTÜSÜN. KÖTÜSÜN. İÇİNDE MERHAMETTEN ESER OLMAYAN BİR PUT KADAR KÖTÜSÜN.

0 yorum:

Yorum Gönder

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Multimedia Updates

Teşekkürler

Bizi takip edin.