Savaş ve Nitelik Kazanmak

Yeterince gözlem yeteneği artınca insanın, bu dünyanın gündelik heyecanlarından kaçışı kaçınılmaz oluyor. Parke taşlardan örülmüş sokaklar, yürüyen bedenler, akan zaman ve kaosun içindeki düzensizlik düzeni ilgisini kaybetmeye başlıyor. Oblomovla yatağı olamıyorsan da çağın gereğine göre tembelleşiyor insan. Suyu ısıtmak için odun kırmana gerek kalmıyor. Fişe takıyorsun plastik bir cihazı ve suyun ısınıyor. Ne kadar heyecan verici değil mi? Hepsi teker teker uyum sağladığımız konforist alışkanlıklar haline dönüyor. Benim kaçışım buradan doğaya olmalıydı. Biliyorum orada yapamayacak kadar bu dünyaya adapte olmuş bir canlıydım fakat orada denemeliydim.
Her ne kadar insan doğaya hayranlık duyuyorsa doğanın tezatlıkları içinde var olma yarışına girmeyi her zaman heyecan verici buluyorsa, benim de kendi içimde bir var olma, nitelik değiştirme yarışım söz konusuydu. Tezatımı, yarışdaşımı aramakla mükelleftim farkında olmadan. Işığın yoluyla savaşı ışığı bir yüzeye çarpana kadar besler ve ışığa yüzeyde saçıldıktan sonra yeni bir nitelik kazandırır ya veya su akar yolunu onu besleyen tezat yüksekliklerden beslenir ya bende kendi içimde bu savaşı vermeden bir nitelik kazanamazdım.

0 yorum:

Yorum Gönder

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Multimedia Updates

Teşekkürler

Bizi takip edin.