ALIŞMAK GEREK
Sabahın sekizi ve dışarıda çalıp duran arabanın alarmı ile uyanıyorum. Ne için uyanıyorum? Neden yaşıyorum? Ailem ya da sevdiğim o siyah saçlı güzel kadın, hiç biri dünyayı değiştirebilme ülküsünden fazlası değil. Çok önemli ama değil. Başarımı her zaman bunlardan bağımsız olarak, kendimi ifade edebildiğim ölçü de saygı görmekle ilişkilendirdim.
Özel mülkiyet dediğiniz saçmalık ya da sermayenin gücünün bir yanılsama olduğunu düşünmeden bir gün geçirmedim. Yenildim ama yeniliyorum da daha bitmedi. Kendim olarak yeniliyorum. Bir başka ben olarak kazanmaktan daha iyi olduğunu düşünerek yeniliyorum. Çünkü ben olarak kazanamazdım. Tam da bu yüzden akıntıya karşı kürek çekmekten zevk alıyorum.
Şundan kesinlikle eminim ki acıyı ve sevinci de büyük bir tepkisizlik haliyle duyumsuyorum. Yaşıyorum. Yaşıyorum. Belki de daha uzun zamanlar sığdırarak geçen ömrüme, yanlışlar yaparak, takdir edilerek ya da hor görülerek yaşıyorum. Ama kendim oluyorum ve bir gün dünyayı kökünden değiştirebileceğime inanarak yaşıyorum.
Öğreniyorum yavaş yavaş, hep başı dik bir bencil olacak halim yok. Hem Mısır'daki piramitlere kadar yola çıkması gerekiyormuş, insanın kendi hazinesine ulaşması için. Asıl hazinenin yolculuk olduğunu bilmeden hazineyi aramak gerekiyormuş.
Alfredo'nun sanat tutkusuyla, ölümüne meydan okuyarak gidebilmek gerek uzaklara. Hüznün üstüne bir maske gibi takarak gülümsemelerini daha fazla yere dokunarak yaşamak gerekmiş. İnsana zaman öğretiyormuş her şeyi. Kaybedişlerine hasretini, kazanımlarına alışkanlığını insanın fark etmesi gerekiyormuş ölmeden.
Güzel yaşanmış kılmak gerek bu ömrü. Güzel kaybetmek mesela ya da esaslı kaybetmek diyelim. Beş enstrüman, bir müzik ve dışarıda dönüp duran kuşların sesleri. Sabahın sekizi, biraz su içip bir daha yatmak gerek. Hayat her şeye rağmen yaşama gücünüzü elinizden bir türlü almıyor. Buna da biraz alışmak gerek.
0 yorum:
Yorum Gönder